13 Mart 2010 Cumartesi

inanmak ve anlamak




Cümle budur:

"Ne anlaşılabilir olduğu için inanır bir mü'min, ne de anlaşılamaz olduğu için. O anlayabilmek için inanmıştır." (Seyit N. Erkal, Son Gemi, İstanbul:2009, Sütun Yayınları, s. 49)

Hal-i hazırdaki bazı hristiyani öğretilerde şöyle ilginç bir denklem kurulur: tabi ki bir'in üç, üç'ün bir olması anlaşılabilir bir şey değildir, zaten anlaşılamaz olduğu için değerlidir bu öğreti. Teslise inanması zor olduğu için, birçok insan bunu kabullenmekte güçlük çekiyor diyebilir size karşılaştığınız hristiyanlar, ve bu sebepten imanlarının çok değerli olduğunu söyleyeceklerdir size, inanması zor olduğu için imanlarının değerli olduğuna inanmaktadır hasılı kimi hristiyanlar.

Aslında önermenin son kısmı doğru olabilir. Zor olan değerli olabilir, fakat zor olduğu için değerli olmak zorunda değildir tabi ki.

Fakat daha da mühim olanı önermenin ilk kısmındaki aksaklık: anlaşılması zor hatta anlaşılmaz olduğu için inanmak.

Halbuki hakikat basittir. Zaten bu sebepten hakikat, hakikattir.

Fakat yapılması gereken hakikatle ilişkinin doğru konumlandırılmasıdır. Hakikate ram olmadan onu anlamak mümkün değildir.

Anlayabilmek için önce inanmak gerekir.

22 Kasım 2009 Pazar

"Aşağılık Maymunlar" ve H1N1



Bakara Suresi'nde Cenab-ı Hakk Musa aleyhisselam kıssasından bahsederken, bir yerde İsrailoğullarına hitaben şöyle diyor: "kûnû gıradeten hâsiîn" (aşağılık maymunlar olun!)

65. ayet-i celîle'de geçiyor bu ifade, cümlenin öncesinde de şu gerekçe var; cumartesi yasağının çiğnenmesi, bunun bilindiği halde bir şeyler yapılmaması.

Aslında zaten bu noktaya gelene kadar İsrailoğulları bir çok hata işlemişlerdi Allah'a karşı. Hatta bu ayetten 2 önceki ayette de İsrailoğullarının üzerine Tur Dağı'nın kaldırılmasından bahseder Cenab-ı Hakk.

Bakara Suresi'ne adını veren sığır meselesi gelir bir kaç ayet sonra da. Bir türlü kesmek istemezler kurbanı,sürekli bir kılıf aramaya çalışırlar içlerindeki gönülsüzlüğe.

Hatta bütün bunlardan sonra Cenab-ı Hakk 74. ayet-i celilede kalbleriniz katılaştı, taşlardan da katı oldu der İsrailoğullarına.

İşte tam bu kıssayı okurken bugünler aklıma geldi.
Kendi hayatım.
Ve içinde yaşadığım toplumun hayatı.
Enfüsi ve afaki dünyam.

İnsan cesed ve ruhtan müteşekkil bir varlık ve hem hayvani hem nebati hem melekuti boyutları var insanın. Eğer cesed ön plana çıkarsa, ruh unutulursa o insanın hayvanlaşmasından söz edilebilir.

İşte bu maymunlaşma ayetini de bu zamanda böyle anlamaya çalıştım, yani belki direkt fiziki anlamda maymunlaşan, hayvana dönen insanlardan söz edemiyoruz ama cesedin ruha hakim olması, kalplerin katılaşıp taş kesilmesi anlamında bir hayvanlaşma, hatta hayvandan da aşağılaşmadan söz edebiliriz.

Tam bu noktada geçenlerde enfeksiyon hastalıkları uzmanı sevgili bir abimle yaptığımız sohbet hatırıma geldi.

Bugünlerde herkesin dünyasını meşgul edegelen H1N1 virüsüyle ilgili sohbet etmiştik biraz. Ondan bana ilginç gelen şu bilgiyi öğrendim: aslında bu virüs yeni bir şey değil, virüs taksonomisinde çoktandır yeri olan adı sanı bilinen, çok önceden H1N1 diye isimlendirilen bir virüs.

Fakat yeni olan şu: virüs normalde, adından da anlaşılacağı gibi, sadece hayvandn hayvana bulaşabilen bir virüs iken, virüsün mutasyona uğrayıp insandan insana bulaşabilecek bir mahiyete bürünmesi.

İşte bu nokta ilginç geldi bana.

İsrailoğullarının toplumsal suçlarına karşılık Cenab-ı Hakk'In verdiği toplumsal bir ceza olan maymunlaşma misali, günümüz insanının cesedini ruhuna ve kalbine hakim kılması neticesinde belki de son yüzyılda böyle ilginç mutasyonlarla toplumsal bir mesaj verilmek isteniyor gibi hissettim.

Kuş gribinde de aynısı olmuş, normalde sadece kuşlardan kuşlara geçebilen bir hastalık iken insandan insana geçme özelliğini kazanmış virüs.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Bence düşünmeye değer bir nokta.

Bütün hayvanlaştırma çabalarına karşı yeniden toplumsal bir insaniyet hareketine ne dersiniz?

10 Kasım 2009 Salı

Yeryüzü Doktorları '09 Kurban Kampanyası



Yeryüzü Doktorları 5 senedir olduğu gibi bu sene de Afrika'da kesilmek üzere kurbanlarınızı kabul ediyor.

Bu seneki kurban bedeli 100 USD/150 TL olarak belirlendi.
Vekaletlerinizi vermek için son tarih 28 Kasım, yani Kurban Bayramı'nın 2. günü.

Yeryüzü Doktorları aracılığıyla vacip kurbanlarınızı kestirebileceğiniz gibi adak ve diğer nafile kurbanlarınızı da Kara Kıta'ya gönderebilirsiniz.

Afrika'da görülen hemen her hastalığın altında açlığın yattığı düşünülürse, kurbanlarınızın sadece muhtaç insanları doyurmakla kalmayıp, açlığa dayalı hastalıklardan da korunmalarına vesile olacağını unutmayınız.

Ayrıntılı bilgi için: www.yeryuzudoktorlari.org

Kurbana erip, O'na yaklaşmak duasıyla...